TEKİROVA


Tekirova Antalya ilinin Kemer ilçesine bağlı şirin bir beldesidir. Burada  sayısız tarihi ve doğal güzellik vardır. Doğal güzellikleri; 5km uzunluğundaki kumsalları, yemyeşil ormanları, üç adalardaki yaşam çeşitliliği ve tahtalı dağının güzelliği sayılabilir.

    Tekirova yaklaşık 5000 kişini daimi yaşadığı ve Antalya Havalimanına 70km uzaklıkta, Antalya merkeze 60km uzaklıkta, Kemer merkeze 17km mesafededir.

    Tekirova’nın üç tarafı dağlarla çevrilidir. Tekirova Olympos antik kenti ve Phaselis antik kenti arasında yer alır. Bu şehirler eski dönemlere ait birçok tarihi değerler taşır.

    Olympos Tekirova’ya 10km, Antalya’ya 60km uzaklıktadır. Caretta caretta kaplumbağalarının yavrulama alanlarından biridir. Olympos antik kenti Helenistik dönemde kurulmuştur. Olympos antik kentinin doğallığını koruması ve betonlaşmanın olmaması doğaseverlerin uğrak yeri haline gelmesine sebep olmuştur.

      Phaselis antik kenti Tekirova’ya 5km uzaklıktadır. Phaselis antik kenti MÖVII.yy. da Rodoslular tarafından kurulmuştur. Beydağları ulusal park kapsamına girer. Üç limanı, tiyatrosu, hamamları, ana meydanı ayakta kalan yapıtlarıdır.

   Üç adalar ise Tekirova da bulunan ve dünya kriterlerine uygun nadir dalış merkezlerinden biridir. 9 adet resif ve 2 adet sualtı mağarasından oluşan Üç adalar dalış severlerin uğrak yeridir.

    Yaklaşık dokuz küçük ve ona yakın büyük otelle tatil beldesi olmayı başarmıştır. Yerli ve yabancı birçok turisti ağırlayan Tekirova her geçen gün gelişmektedir.

    Tekirova’da bir adet ilköğretim okulu vardır. Eğitim ve öğretim başarısı çok parlak olmasa da çevre beldeler arasındaki en iyi okuldur. Çevre köylerle birlikte yaklaşık 450 kişiye eğitim veren bu belde okulu Tekirova için büyük hizmetlerde bulunmuştur.

    Tekirova’da sportif faaliyetler de yapılmaktadır. Tekirovabelediyespor’un aldığı başarılar bütün belde halkını sevince boğmaktadır. Antalya amatör kümede mücadele eden Tekirovaspor başarıdan başarıya koşmaktadır. Maçların olduğu günler Tekirova tek bir yürek halde takımlarını desteklerler.


ALANYA


İlçenin Kuruluş Ve Gelişmesi :

Alanya’nın tarihi karanlık çağlara kadar uzanmaktadır. İlçe Merkezinin kuzeydoğusundaki Bademağacı Köyü ile Oba Köyü arasında bulunan iskelet ve fosiller bunu kanıtlamaktadırlar. Alanya bazen Kilikya, bazen de Pamfilya topraklarından sayılmıştır. Ünlü tarihçi Heredotos bu bölge için şunları yazmıştır: “Bu bölgede yaşayanlar Truva Savaşı sonrasında (M.Ö. 1820) buraya gelip yerleşirken, burada çeşitli kavimlerin gelenlere ev sahipliği yaptığı bilinmektedir.” Bunlardan da anlaşılacağı gibi Hititlerin bu bölgeye kadar gelerek M.Ö. XIV yüzyılın ilk yarısında 600 kadar insanı öldürüp, Kilikya ve Pamfilya’yı kendilerine bağlamışlardır. M.Ö. 224-188 yılları arasında bütün Kilikya, Büyük Antiocus tarafından istila edildiği halde, Coresium’un kuşatılması ve alınmasının zorluğu nedeniyle bağımsızlığını korumuştur.

Alanya’nın Osmanlılar Tarafından Alınması :

Alaiye’nin Osmanlılar tarafından alınması Fatih Sultan Mehmet dönemine rastlar. Fatih zamanında burası Selçuklular sülalesinden gelen Karaman oğlu Lütfi Bey’in oğlu Kılıç Arslan’ın elindedir.

Gedik Ahmet Paşa 1471 yılında fazla zorlanmadan Kılıç Arslan Bey’i ikna yolu ile Alaiye’yi Osmanlı topraklarına dahil etti.

Osmanlı döneminden de sayısız eserler günümüze kalmıştır. Alaiye adını Alanya olarak değiştirilmesi yapılan bir yanlışlık sonucudur. Ulu Önder Atatürk’e çekilen bir telgrafta Alaiye yerine alanya yazılmıştır. Atatürk “Madem ki böyle olmuş, bundan sonra bu güzel yöremizin adı Alanya olsun.”demiştir.

Alanya’nın Coğrafi Konumu Ve Yapısı

Coğrafi Konumu :

Alanya 36 derece 33 dakika kuzey enlem ve 32.01 derece doğu boylamı üzerine bulunmaktadır. Yüzölçümü 2.085 km2’dir

Alanya, Akdeniz Bölgesinde Antalya sınırları içinde yer alır. Doğusunda aynı adı taşıyan Alanya Körfezi bulunur. Güneyinde Akdeniz, doğusunda Gazipaşa, batısında Manavgat, kuzeyinde Toroslar yer almaktadır. Kuzey kütlesini batı Torosların kıyı silsileleri oluşturmaktadır. Bu kısımda yükseklikleri 500 – 600 m. İle 2500 – 3000 m. Arasında değişen dağ ve ovalardır. Alçak bölümleri, kıyı boyunca gözlenebilen ovalar belirler. Dağlık bölgelerden ovalara iniş platolardan yapılır. Yaylalar, batıda Alanya Yarımadasına isabet eden kesimde yok olur. Yaylaların kaybolduğu bölgelerden dağlık bölgeye geçiş dik yamaçlarla yapılır.

İklim :

Alanya’da tipik bir Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Özellikleri : Kışın yağışlı ve nemli yazın kurak ve sıcak olmasıdır. Doğu , kuzey ve batının yüksek dağlarla kaplı olması nedeniyle bu üç yönden gelen rüzgarlara kapalı durumda ve bu özelliği dünyanın dört bir yanında yetişen bitkileri Alanya’da bulmamıza imkan sağlıyor.

EKONOMİK DURUM

Meyvecilik :

Alanya’da halkın yaptığı meyvecilik dışında, bir de meyve üretme istasyonu bulunmaktadır. İlçenin doğu yönünde, Aşağı Oba köyü hudutları içinde 1938 yılında kurulan 1000 dekar arazisi ile yılda 500.000 fidan üretim kapasitesi vardır. Başta Alanya olmak üzere diğer il ve ilçelere de dağıtım yapılmaktadır. Kurum dünyanın dört bir yanındaki çeşitli ürünleri az da olsa yetiştirmektedir. Bunlardan bazıları yeni dünya, nar, kahve, ceviz, ananas, guava, avokado, hünnap ve bahçe süs bitkileridir.

Alanya’da yetişen meyve narenciye türleri ünlüdür.

İpek Böcekçiliği :

Bölgenin ipek böcekçiliğinin tarihi M.Ö. XII.y.y.’a kadar uzanmaktadır. İpekçilik ilk olarak Çin’de Yüzyılda gelişmiş ve XCI. Yüzyılda Avrupa’da Türk ipeği aranır hale gelmiştir.

İpekçilik Alanya ekonomisinde önemli bir yer tutar.

Hayvancılık :

Hayvancılık yörede çeşitli sebeplerden dolayı eski önemini yitirmiştir. Bunda turizmin çok önemli rolü vardır. Alanya’da Hollanda türü inekçilik ve dağ köylerinde kıl keçisi türü hayvancılık yapılmaktadır.

Balıkçılık :

Balıkçılık ilçenin nüfusunun hızla artması ve turist akınları nedeniyle büyük önem kazanmıştır. Genelde beyaz etli balıkların bulunduğu bölgede, kuzu, mercan, lüfer, barbun, grida, sinarit, tonga ve palamut türleri avlanmaktadır.

Ticaret :

İlçenin en büyük gelir kaynakları turizm ve tarımdır. Turizme paralel olarak halı, deri ve kuyumculuk gibi dallarda büyük bir gelişme olmuştur. Açılan dükkan sayısı her yıl artmaktadır.

Tarım :

Alanya ve çevresinde genelde seracılık yaygındır. Kışın dondurucu soğuğunda yetişmeyen sebze ve meyveleri Alanya çiftçileri yetiştirerek hemen hemen Türkiye’nin her yerine dağıtırlar. Yönetim turfanda sebze ve meyvelerinin yanı sıra muz da önemli bir gelir kaynağıdır.

ALANYA’NIN SOSYAL YAPISI

Spor :

Spor Tesisleri :
a) Belediye Spor Tesisleri : Alanya Yarımadasının batısında bulunan Damlataş Bölgesindeki Güzelyalı Caddesi üzerindedir. Tenis kortları, halı sahalar, basketbol sahaları ve bir büyük çim futbol sahasından oluşmaktadır.
b) Stadyum : İlçe merkezinin yaklaşık 3 km. doğusunda Antalya – Mersin Karayolu üzerinde, 2000 kişilik kapasiteye sahip bir şehir stadyumudur.

Aktiviteler :

a) Triathlon : Uluslar arası olarak gerçekleştirilen bu sportif faaliyetler her yıl Ekim ayı içerisinde düzenlenmektedir. 1991 yılında başlayan Triathlon yarışmasında her yıl gittikçe artan katılım yöremizi dünyaya tanıtmakta ve Eurosport TV tarafından da bütün dünyaya yayınlanmaktadır. “Ölümüne Spor” olarak tanımlanan Triathlon; yüzme, bisiklet, koşu şeklinde ara verilmeden yapılır.
b) Alanya Halk Triathlon : Her yıl Temmuz ayı içinde yapılan Halk Triathlon sporcusu, seyircisi ve Türkiye Basını tarafından büyük bir ilgiyle izlenmektedir. Yarışmalar; 705 m. Yüzme, 17 km. bisiklet, 5 km. koşudan oluşan spirint triathlon ile 200 m. Yüzme, 8 km. bisiklet ve 2 km. koşudan oluşan 6 ayrı kategoride değerlendirilir. Bu müsabakalar her yıl yapılmaktadır.
c) Beach Volley : Uluslar arası organizasyon olarak yapılan bu turnuva 24 – 25 – 26 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilmektedir.
ç) Rafting : Bölgedeki “Rafting Sporuna” elverişli nehir ilçenin yaklaşık 6 km. doğusunda denize dökülen Dimçay nehridir. Bu nehrin üzerinde bulunan Alanya’nın 20 km. kuzeydoğusundaki “Alfrat Tesislerinde”, “Rafting Sporu” yapmak mümkündür.

Dağ ve Yayla Turizmi :

Yaylalarda yaz aylarının oldukça serin geçmesi, teknolojiden uzak doğal güzellikler ve geleneksel köy hayatı, ülkemize gelen turistlerin oldukça ilgisini çekmekte ve bu bölgelere yoğun talep oluşturmaktadır. Seyahat Acentaları tarafından yayla turları düzenlenmektedir.

İlçede , son zamanlarda, dağ turizmi ve trekking ve amatör dağcılığa elverişli alan başta Akdağ (2451 m.) ve Cebelireis dağı (1649 m.) olmak üzere gelişme göstermeye başlamıştır. Akdağ bu amaca uygun olarak Bakanlığımızca Kış Sporları Turizm Merkezi ilan edilmiştir.

Gençlik ve Öğrenci Turizmi :

Alanya’nın 20 km. batısındaki Avsallar – İncekum bölgesinde, Orman Bakanlığı’na bağlı olarak deniz kenarında bir orman tesisi bulunmaktadır. Söz konusu tesiste yaşları 12 – 26 arasında olanlara, gerekli kimlikleri ibraz etmeleri suretiyle %50 indiri uygulanmakta olup 7 yaşın altındakilerden herhangi bir ücret talep edilmemektedir. Kalma süresi yaz boyunca 15 gün ile sınırlandırılmıştır. 1 Mart – 31 Ekim tarihleri arasında açık olup, posta ya da telefon yoluyla rezervasyon yaptırmak mümkündür.

Kamp İmkanları :

a) Perde Kamping : Alanya’nın doğusunda, 13 km. mesafededir. Denize uzaklığı 150 m. Kadar olup, çadır, karavan yeri, otoparkı ve tuvaleti mevcuttur. Ulaşım Gazipaşa dolmuşları ile sağlanır.
b) Yalçın Kamping : gazipaşa’nın ana caddesinden denize doğru yaklaşık 7 km. mesafededir. Bungalow’u, çadır yeri, restaurantı, otoparkı ve tuvaleti vardır. Ulaşım Gazipaşa dolmuşları ile sağlanmaktadır.
c) İncekum Orman Kampı : Alanya’nın 30 km. batısındadır. Restaurantı, plajı, spor tesisleri, çamaşır yıkama ve kurutma tesisleri, tuvaleti, duşları, sıcak suyu, içme suyu, çadır, karavan, motor karavan yerleri vardır. Ulaşım İncekum minibüsleri ile sağlanır.
d) BP Mocamp : Alanya’nın yaklaşık 25 km. batısındadır. Çadır, karavan, motor karavan yerleri mevcuttur.

TARİHİ VE KÜLTÜREL ÇEVRE

Alanya Kalesi :

Alanya kalesi zamanımıza kadar korunabilen tek Selçuklu kalesidir. Alanya’da tersanenin arkasında üç yanı denizle çevrili kale 1955 yılında onarılan sağlam bir yapıdır. 1255 yılında Roma kale kalıntılarının yerine Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat döneminde önem kazanan bu kale 1471 yılında Osmanlılar tarafından alınmıştır. 83 kule ve 140 burca sahip üç sıra surlarla çevrili olan kale iç ve dışkale bölümlerinden oluşmaktadır.

Alanya Kalesi’nin Etrafındaki Eserler :

a) Ayayorgi Kilisesi : İç kalede yer alan Aya Yorgi olarak bilinen M.S. 6.y.y’da yapıldığı sanılan Bizans devrine ait küçük bir kilisedir. Dini önemi artınca zaman içinde piskoposluk haline getirilmiştir. Selçuklulara ait olmayan kaledeki tek eser olması yanında Alanya’nın Türk – İslâm dönemi öncesinden günümüze ulaşabilen ender yapıdır.
b) Akşabe Sultan Mescidi Ve Türbesi : Kale camiinin biraz ilerisinde bulunan bu mescit 1230 yılında Akşabe Sultan için yaptırılmış olup, güzel bir mimarisi vardır. Eskiden kalabilen kısımlarından apsisinin çinili olduğu anlaşılmaktadır. Yakın zamanda onarılan mescidin dışı kesme taştan yapılmıştır. İçi ve kubbesi tuğla ile örülmüştür. İki odadan oluşan yapının bir odası mescid diğer odası Akşabe Sultan’ın mezarının bulunduğu türbedir. Ayrıca türbede üç mezar daha vardır.
c) Adam Atacağı : Kalenin kuzeydoğusunda 250 metrelik uçurumun üstünde 15 metre derinlikte bi zindanın bulunduğu yerdir. Bölgede anlatılan bir rivayete göre “Bizans devrinde iki suçlunun burada güreştirilip, mağlup olanın hasmı tarafından denize atıldığı, diğer suçlunun burada bulunan zindandan bir süre sonra çıkarılarak son bir şans tanındığı, eline verilen üç taştan birini denize düşürmesi halinde af edildiği, beceremezse çuvala konup kayalıklara veya mancınık ile denize atıldığı” bir yerdir. Atılan taşın hava akımı ve yerçekimi nedeniyle denize düşürülmesinin çok zor olduğu bir yerde, günümüzde bu rivayetten kaynaklanan dilek tutarak taş atma geleneği yabancı ve yerli turistler tarafından sürdürülmektedir.

Bunların dışında kale çevresinde bulunan eserler şunlardır: Alaaddin Camii, Emir Bedrüddin (Andızlı) Camii, Alaaddin Keykubat Sarayı, Selçuklu Hamamı, Bedesten ve Arasta, Sarnıçlar, Deniz Feneri, Sitti Zeynep Türbesi.

Kızıl Kule

Sultan Alaaddin Keykubat, 1221 yılında Alanya’yı fethettikten sonra devamlılığı sağlayacak bir binanın yapılmasını emreder. Kızıl Kule ismini alt ve üst kısımlardaki kızılımsı taşlardan almıştır. Bugün bile çok sağlam ayakta duran yapının alt kısmındaki kesme taşların Dim Boğazının doğusunda getirildiği bilinmektedir. Kızıl Kule’nin bulunduğu yer itibariyle doğu cephesi arasında 2 m.’lik bir yükseklik farkı vardır. Doğu cephesi 35 m. Batı cephesi ise 33 m.’dir. Sekizgen şeklindeki kule 5 katlıdır. Üzerindeki kitabeye göre 1226 yılında yapılmıştır.

Zemin katın ortasında yukarı doğru, 5. Kata kadar yükselen bir bölüm bulunmaktadır. Bu bölüm kulenin omurgası durumundadır. Ancak su sarnıcı görevini de üstlenmiştir. Zemin kat etnografik müze olarak hizmet vermektedir. 2. Kat zemin kattaki omurga bölümüne 18 kemerle bağlanmış durumdadır. Bu katın, kendine has mimarisi ile, birde asma katı mevcuttur. 3. Katta planda biraz değişim yapılmıştır. Kemerler, mazgal delikleri, zift ve haşlama delikleri göze çarpar. Daha sonraki katta kule muhafızları gözetleme görevlerini büyük bir özenle yerine getiriyorlardı.

Kulenin Güneybatı yönüne düşen 50x50 cm. boyutlarında çerçeveli mermer bir kitabe bulunmaktadır. Kitabe Selçuklu sülüsü ile yazılı olup, kitabenin Türkçesi aynen şöyledir : “ Bu Ketanizade Eb-Ür Rahaoğlu Halepli Ebu Ali yaptırdı. Tanrı kendisini yargılasın.”

Selçuklu Tersanesi

Bu tersane , Kızılkule’den iki yıl sonra, 1228 yılında Sultan Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Sultanın amacı doğrudan gelecek tehlikelere karşı koyacak Sultan – Ül Bahreyn (İki Denizin Sultanı) arzusunu gerçekleştirmekti.

Tersane 56.5 m. Uzunluğunda 44 m. Derinliğinde ve beş gözlüdür. Her göz 7.70 m. Genişliğinde, 42.30 m. Derinliğindedir. Derinlikteki 1.70 m.’lik fark duvarların kalınlığından meydana gelmektedir.

Tersane güneyden gelebilecek tehlikelere karşı tersane kulesi ile güçlendirilmiştir. Kule iki katlı ve iki odalıdır.

Türbe ve Yatırlar :

Sitte Zeynep Zaviyesi ve Türbesi, Pelit Evliyası, Hıdırellez Dede, Hasan Dede, Kum Dede, Erkapı Dedesi, Öksürük Dedesi, Hacı Baba Evliyası, Şıh İsmail Dede, Musa Dede,
Yedi Mahmut Türbesi, Mağrap Dede, Hamzalar Dede, Belenardı Dedesi, Musaseydi Evliyası, Tepecik Evliyası, Kocaomar Evliyası, Pirce Alaaddin Evliyası.

Harabeler ve Liman Şehirleri :

a) Leartis – Learti (Mahmutlar Harabeleri) : Büyük Oran ya da Büyük Kısle diye adlandırılan bu yer ilçelemizin sahil boylarında irili ufaklı tepelerin yamacında kurulmuştur. Bu antik şehir ilçe merkezine 22 km. uzaklıktadır.

Bu antik şehir hakkında bilinen bir diğer özellik de Trayan ile imparatoriçe Herinnia Etruscill adlarına para basıllığıdır. Şehirde çoğu harap vaziyette kiliseler, hamamlar, sarnıçlar, iskan merkezleri, küçük bir stadyum, tiyatro, sütunlu caddeler ve tapınaklar mevcuttur. Stadyumun güney kısmında yer alan kilisede, kırmızı ve açık mavi boyalarla yapılmış freks izleri görülür. Bu yapılarda sık sık rastlanan kartal bacağı ve öküz başı kabartmaları ile kitrabeler insanı tarihin derinliklerine götürmektedir

Bulunan kitabelerden elde edilen bilgilere göre M.S. I. Yüzyıl ile III. Yüzyıl arasında en parlak dönemini yaşamıştır. Şehrin sahip olduğu tapınaklardan Zeus, Megistos, Apollon ve Cesar’a ait olanlar bilinenler arasındadır.

b) Syedra Harabeleri : Syedra şehri bugünkü Kargıcak ve Seki köylerinin sınır teşkil ettiği bir tepede kurulmuştur. İlçe merkezinin doğusunda yer alır. Şehrin merkezine tepe üstünde kurulan bölüm oluşturur. Bu büyük şehrin, M.S. 138 – 161 yılları arasında Marcus Aurelius ve Antonius adlarına yazılan ve yörede rastlanan kitabelerden, Roma kalıntısı olduğu bilinmektedir. Bu harabelerüç yoldan gezilebilir. Birinci yol Kargıcak Köyü içinden geçer. İkincisi Isbatlı Köyü Karataş Mahallesinden geçen yoldur. Üçüncü yol ise Seki köyündeki eski bir yoldur. Seki Köyünden giden yol kısa olduğundan, rahatlıkla yürünebilir. Arazi içinde çeşitli surlar bulunur. Kuşaklı kilisesi ve harabeler arasında batıya bakılınca Alanya Kalesi çok güzel bir manzara oluşturur. Sütunlu caddenin sağ ve sol kısmında çeşitli amaçlarla yapılmış tarihi eserler ve mozaikler bulabilirsiniz. Şehrin içinde muhtemelen su deposu olarak kullanılmış üç adet havuz vardır.
c) Lotape Liman Şehri : Aytap Alanya’nın 30 km. doğusundadır. Akdeniz sahil yolu bu Roma devri şehrin ortasından geçmektedir. Kral Antichius’un Lotape’nin anısına, şehre bu ismi verdiği bilinmektedir. İlerleyen yıllarda Roma imparatoru Trianus (M.S. 99 –177) zamanında kendi adına para bastırmıştır.

Şehrin 50 – 100 m. Ebatlarında tabii bir limanı vardır. Yarımada şeklinde, oldukça yüksek bir tepenin üzerine kurulmuş olan kalesine çıkmak her ne kadar zor olsa da, çıktıktan sonra görebileceğiniz manzara tüm yorgunlukları unutturacak niteliktedir.

Lotape şehrinin antik caddesi, hamamı, kilisesi, nekropol ve aropol ve çevrede bulunan diğer antik şehirlerin içinde en iyi ayakta kalabileni olduğu görülür. Tek odalı, üstü kapalı mezar odaları da şehrin antik kalıntıları içindedir.

d) Sinek Kalesi : Alanya’nın kuzeybatı yönündeki Elikesik Köyü hudutları içinde yok olmaya yüz tutmuş, Sinek Kalesi, Alanya’nın 35 km. batı yönünde Okurcalar Köyü hudutları içindeki liman şehri kalıntıları görülmeye değer yerler arasındadır.


Kervansaraylar :

a) Alara Han : Alanya Manavgat sınırını oluşturan Alara Çayı’nın denizden 9 km. kuzey yönünde inşa edilmiştir. Alanya’dan 35 km. uzaklıktadır. Alara Kervansarayı 1232 yılında Sultan Alaaddin Keykubat tarafından, 2000 m2’lik bir alana tamamen kesme taşlardan yaptırılmıştır. Kervansarayın kuzeye bakan kapısındaki kitabede Sultan Alaaddin Keykubat tarafından yaptırıldığını yazar.

Kervansaraya girmek için ikinci bir kapı vardır, burası Kervansaray da kalacak misafirlere ayrılmıştır. Nöbetçi kulübesi bugün bile tüm özelliğini koruyan çeşmesi, mescit ve hamamı ile Alara Kervansarayı görülmeye değer bir eserdir. Hayvanların kaldığı bölmeyi görmek, ancak yanınızda lamba vb. varsa mümkündür.

b) Sarapsa Kervansarayı : Alanya – Antalya asfaltının 15. Km.’de, yolun üst tarafındaki yaklaşık 850 m2’lik bir saha üzerinde, Sultan Alaaddin Keykubat’ın oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1236 – 1246 yılları arasında yaptırılmıştır. İri taşlarla beşik örtüsü şeklinde yapılan binanın kapısı kuzeye bakar. Doğusunda bir mescit vardır. Dikdörtgen biçiminde yapılmış bina Alara Han’a göre değişik bir plana sahiptir.


Mağaralar :

a) Damlataş : Damlataş Mağarası, 1948 yılında vapur iskelesi inşaatında kullanılmak üzere taş ocağı olarak tesbit olunan bugünkü yerinde, bir dinamit ateşlemesi sonucu bulunmuştur. Birbirinden güzel binlerce sarkıt ve dikitlerle süslü bu mağara hemen koruma altına alındı. Aynı zamanda mağara hakkında araştırmalara başlandı.

Mağara hakkında ilk araştırmalar, Galip Dere tarafından yapıldı. Galip Dere gazetelerin birinde, II. Dünya savaşının korkunç günlerinde atılan gaz bomlamalarından korunmak için bir mağaraya sığınan Almanların içinde astımlı olanların şifa bulduklarına dair haber okur. Mağaranın sağlık açısından faydalı olabileceği fikri ilk o zaman akla gelir ve resmi incelemelere başlanır. Doktor ve Kimyagerlerden oluşan ekibin incelemelerinden sonra mağaranın astıma iyi geldiği tesbit edilir.

Mağaranın Oluşumu ve Özellikleri : Mağara birinci zamanda permiyen devrine ait yarı kristalize kalker içinde bulunmaktadır. Yapılan incelemeler sonucunda mağaranın 10 – 15 bin senede oluştuğu tahmin edilmektedir. Bölgenin çok yağışlı olması mağaranın oluşumuna hız vermiştir. Bolca yağan yağmurların gaz karbonikli su ihtiva etmesi nedeniyle, kireçtaşı ve benzerlerini erittiği için, kalker ve kireçtaşı oluşan bölgelerde mağarada olduğu gibi boşluklar oluşturur. Erimeler devam ederken büyük boşluklar ve bu boşluklara sızan damlacıklar donarak aşağı doğru sarkar. Damlanın düştüğü yerde de donma olayı gerçekleştiğinden aşağıdan yukarıya dikitler ve yukarıdan aşağıya doğru sarkıtlar meydana gelir. Sarkıt ve dikitler uzamalardan dolayı bazen bir yerde birleşirler. Bunlar da mağaranın sütunlarını oluşturur. Bu damlama özelliğinden dolayı mağaraya “Damlataş” ismi verilmiştir.

Mağaranın kapısından içeri girince 45 –50 m. Uzunluğunda bir geçit 10 – 14 m. Çapında ve 15 m. Yüksekliğinde silindirik bir boşluk, ayrıca 15 bin senede oluşmuş sütunlar vardır. Mağaranın iki katlı olan boşluğu 2500 m3 hava ihtiva etmektedir. İçindeki ısı yaz kış 22.3 derecedir. Mutlak nem 19.6 derece, nisbi nem %95’dir. Mağara dış tesirlerden arınmış ve havasında bol miktarda asit karbonik vardır. Hava basıncı deniz seviyesinden biraz aşağıda olmasına rağmen 7600 mm’dir. Mağaranın boşluğunun tamamı 180 – 200 m2’dir. Mağaranın etrafındaki kalınlık 10 m.’yi bulduğu için çökme ihtimali yoktur. Senenin 5 – 6 ayında devamlı damla

Mağaranın Tıbbi Fonksiyonu : mağaranın astıma iyi gelen dört vasfı olduğu tesbit edilmiştir. Mağaranın ortamında bulunan normalden 8 – 10 misli fazla Karbondioksit, yüksek oranda nem, alçak sühunet, radyoaktivite gibi unsurların ilk ikisinin astıma iyi geldiği, diğer ikisinin de yardımcı faktör olarak kabul edildiği bilinmektedir.

Alanya’ya tedavi için gelen hastalar öncelikle bir doktordan mağaraya girmesinde sakınca olmadığına dair rapor alarak, mağaranın ilgili memuruna başvurması gerekmektedir. Tedavi süresince sembolik bir ücret öderler.

b) Hasbahçe : Hasbahçe mahallesi İnişdibi mevkiinde Alanya’ya 4 km. mesafede bulunmaktadır. Damlataş mağarasından 4 – 5 kat daha büyük olan mağaranın oluşumu hakkında bilimsel anlamda bir çalışma yapılmadığı gibi turizme kazandırılması konusunda da bir çalışma yapılmamıştır.
c) Dim : İlçe merkezinin 12 km. doğusunda bulunan Cebel-i Reis dağının Alanya yamacındadır. Mağaranın batıya bakan büyük bir ağzı vardır. İçinde dikit ve sarkıtların yanında dip kısmında bir gölü mevcuttur.
d) Kadıini : İlçe merkezine 15 km. kuzeydoğu istikametinde Çatak mevkiinde bulunan çatak veya Kadıini Mağarası, Damlataş mağarasından 3 kat büyüklükte dikit ve sarkıtlardan oluşmaktadır.

Deniz Mağaraları :

a) Korsanlar : Alanya limanından yarımadanın güneyine doğru gidilirken karşılaşılan ilk mağaradır. Deniz motoruyla 10 m. Genişliğinde ve 6 m. Yüksekliğindeki bir girişten içine girilebilen mağara kuzeye doğru genişlemektedir. Eskiden içinde kaleye kadar giden bir yol olduğu söylenen mağarada deniz içindeki kayaların renkli taşları ilginç görüntüler oluşturulmaktadır.
b) Aşıklar : Aşıklar mağarasının kapısı deniz seviyesinden iki metre yükseklikte ve insanın girebileceği büyüklüktedir. Bu kapı sarkıt, dikit ve sütunlarla süslüdür.
c) Fosforlu : Damlataş mağarası tarafındaki üçüncü mağaradadır. Küçük bir kayıkla içine girilebilen bu mağara yapı ve görüntü itibariyle jeolojik değeri olan ilginç bir tabii güzelliktir. Geceleri içi çok aydınlık olan mağaranın fosfor parıltıları gündüzleri de farkedilmektedir.


Alanya Arkeoloji Müzesi :

İçinde 14 kapalı, bir açık teşhir salonu olan müze 1967 yılında hizmete açılmıştır. Tunç çağı, Urartu, Frigya ve Lidya eserleri ile Lehenistik çağa ait çanak, çömlek ve zengin Roma dönemi eserleri sergilenmektedir. Ayrıca Helenistik, Roma, Bizans ve çeşitli İslâmi devirlere ait zengin para kolleksiyonu sergilenmektedir.

Alanya müzesinin en önemli parçalarından biri 2. Y. Y’dan kalma küçük bronz bir Herakles heykelciğidir ve neredeyse müzenin sembolü haline gelmiştir.

Atatürk Evi Ve Müzesi :

İkinci meşrutiyet döneminde yapıldığı tahmin edilen binanın yapım tarihi kesin olarak bilinmektedir. 18 Şubat 1935 tarihinde Atatürk’ün Alanya’yı ziyareti sırasında kaldığı bu ev, mülkün sahibi Rıfat Azakoğlu tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağışlanmıştır. Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından 1986 yılında Atatürk Evi ve Müzesi olarak hizmete açılmıştır.

Yivli Minare - Yüzyıllardır ayakta!


Antalya'nın sembolü olan Yivli Minare Kalekapısı semtinde bulunup kentin her tarafından görüldüğü için Antalya’ya ait hemen hemen bütün fotoğraflarda yer alır. Alt kısmı taştan ve kare şeklindedir. Üst kısmı yuvarlak ve yivli olup, tuğladan yapılmıştır. Adını da zaten bu yivlerinden alır. Minarenin kuzeydoğu tarafından giriş kapısı vardır. 20 basamak merdivenle çıkılır. Minarenin yüksekliği tahminen 38 m.'dir.

-Yağmurlu bir Mart günü Yivli Minare-

 

13. yüzyılda Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat tarafından inşa edilmiş olan Yivli Minare Antalya'daki en eski ilk islam yapıların olup çok sayıda yapıttan oluşuyor; Yivli Minare, Yivli Camii, Gıyaseddin Keyhüsrev Medresesi, Selçuklu Medresesi, Mevlevihane, Zincirkıran Türbesi ve Nigar Hatun Türbesi.

Yivli Minarenin Camisi de Yivli Minare Camisi (Alaaddin Cami-Merkez) olarak hemen yanı başında yer alıyor. Cami ve Minare aynı avlu içinde ama ayrık nizamda inşa edilmişler. Yivli Minare Camii Anadolu'daki en eski kubbeli camii örneklerinden kabul ediliyor. Camii, 1937 yılından 1972 yılına kadar Antalya müzesi olarak da kullanıldı.


İllerimiz Neyi İle Ünlü


ADANA
Pamuk (Beyaz Altın), Adana Kebabı, Çukurova, Anavarza Kalesi, Misis Antik Kenti, Tekir Yaylası, Yaşar Kemal, Sakıp Sabancı

ADIYAMAN
Nemrut Dağı, Besni Üzümü, Pirin-Gümüşkaya Mağaraları, Kahta Çayı

AFYON
Haşhaş, Kaymak, Afyon Sucuğu, Afyon Mermeri, Çağlayan Mesire Yeri, İscehisar Kayalıkları, Bayat Kilimleri, Hüdai, Gazlıgöl, Dinar ve Sandıklı Kaplıcaları

AĞRI
Ağrı Dağı, İshak Paşa Sarayı, Balık Gölü, Göktaşı Çukuru, Gürbulak Sınır Kapısı, Günbuldu Mağaraları

AKSARAY
Ihlara Vadisi, Eğri Minare, Yılanlı Kilise, Sultanhanı ve Ağzıkarahan Kervansarayları, Acemhöyük, Manastır Vadisi, Antik Nora Şehri

AMASYA
Amasya Elması, Borabay Gölü, Amasya Kalesi, Kral Kaya Mezarları, Ahşap Amasya Evleri, Darüşşifa (Akıl hastalarının müzik ve su sesiyle tedavi edildiği ilk yer), Şehzadeler Şehri

ANKARA
Ankara Kalesi, Anıtkabir, Tiftik Keçisi (Ankara Keçisi), Hacı Bayram Veli Türbesi, August Tapınağı, Roma Hamamı, Gordion (Frigyanın Başkenti), Atakule, Karum İş Merkezi, Kızılcahamam-Ayaş Kaplıcaları, Beypazarı Evleri

ANTALYA
Düden-Kurşunlu-Manavgat Şelaleleri, Dim-Damlataş-Karain Mağaraları, Olimpos-Beydağları-Köprülü Kanyon Milli Parkları, Konyaaltı-Lara-Patara Plajları, Turunçgil ve Seracılık Üretimi ile Alanya, Side, Manavgat, Kemer, Kalkan, Kaş Gibi Turizm Merkezleri, Tarihi Kaleiçi Evleri, Altın Portakal Film Yarışması, Kesme Çiçek Üretimi, Aspendos, Perge, Fhaselis, Termessos, Olympos Antik Kentleri

ARDAHAN
Kaşar Peyniri, Çıldır Gölü

ARTVİN
Boğa Güreşleri, Barhal Kilisesi, Sarp Sınır Kapısı, Çoruh Nehri, Karagöl - Sahara ve Hatilla Vadisi Milli Parkları

AYDIN
Deve Güreşleri, Büyük Menderes Nehri, Afrodisias-Miletos-Didim-Priene, Alabanda, Alinda, Nysa Antik Kentleri, Kuşadası, Aydın İnciri, Dilek Yarımadası Milli Parkı, Yörük Ali Efe Müzesi, didim Apollon Tapınağı, Kuşadası Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı, Germencik Alangülü Kaplıcaları, Bafa Gölü, Kızıldere Kaplıcaları (Buharkent), Güvercin Adası (Kuşadası), Adnan Menderes, Alabanda,

BALIKESİR
Susurluk Ayranı ve Tostu, Manyas Gölü ve Manyas Yoğurdu, Ayvalık ve Edremit Zeytini, Kaz Dağları Milli Parkı, Bor mineralleri, Gönen-Manyas-Burhaniye Kaplıcaları, Kaz Dağları Sarıkız Şenlikleri, Şahin Deresi Kanyonu, Sütüven Şelalesi, Ayvalık-Altınoluk-Akçay-Ören Turizm Merkezleri, Hasanboğuldu, Tahtakuşlar Etnografya Müzesi, Balıkesir Kolonyası

BARTIN
Amasra Kalesi, İnkum Plajı, Bartın Çayı

BATMAN
Hasankeyf Türbesi ve Kalesi, Petrol Rafinerisi

BAYBURT
Bayburt Kalesi, Şehit Osman Türbesi, Aydıntepe Yeraltı Şehri, Sırakayalar Şelalesi

BİLECİK
Şeyh Edebali ve Ertuğrul Gazi Türbeleri, Saat Kulesi, Türk Büyükleri Platformu, Osmanlının Kuruluş Yeri Söğüt İlçesi, Mermer Üretimi ve Bozöyük Seramiği

BİNGÖL
Kös Kaplıcası, Soğuksu Mesiresi, Buzul Gölleri, Kiğı Kalesi, Yüzen Ada (Turnalar Gölü), Kartal (Karakuş) Halkoyunu

BİTLİS
Nemrut Dağı, Nemrut Krater Gölü, Ahlat Kümbetleri, Tütün Üretimi, Süphan Dağı, Adilcevaz Kalesi, İhlasiye Medresesi, El-Aman Kervansarayı, Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Beş Minare (Şerefiye, Kalealtı, Ulu, Meydan ve Gökmeydan Camileri)

BOLU
Yedi Göller, Abant, Gölcük, Sünnet Gölleri, Mudurnu ve Göynük’ün Tarihi Ahşap Evleri, Kartalkaya Kış Sporları Merkezi, Mengen’in Aşçıları, Akkaya Travertenleri, Seben Kaya Evleri, Seben Elması, Aladağ Yaylaları, Mudurnunun Sarot ve Babas Kaplıcaları

BURDUR
Sagalassos Antik Kenti, İnsuyu Mağarası, Burdur ve Salda Gölleri

BURSA
Yeşil Türbe, Ulu Cami, Kozahan, İznik Çinileri, Cumalıkızık Köyü ve Evleri, Uludağ Milli Parkı, Kestane Şekeri, Şeftali, Bıçak, Havlu, Gemlik ve Mudanya'nın Zeytini, İnegöl Köftesi, Çekirge-Oylat ve Tümbüldek Kaplıcaları, İskender Kebabı, İnkaya Çınarı, Mihaliç Peyniri, İznik Gölü, Oylat Kaplıcaları,Karagöz Anıt Mezarı, Hünkar köşkü, Irganda köprüsü, Gümüştepe Köyü, Seitabat Şelalesi, Ayvaini Mağarası,

ÇANAKKALE
Gökçeada ve Bozcaada, Truva ve Assos Antik Kentleri, Gelibolu Şehitler Milli Parkı, Adatepe ve Çetmi (Yeşilyurt ) Köyleri, Dardanel Balık Konservesi, Domates ve Seramik Üretimi, Höşmerim, (Peynir Tatlısı) Kestanbol Kaplıcası

ÇANKIRI
Çankırı Kalesi, Taşmescit, Bülbül Pınarı Dinlenme Yeri, Kayatuzu Üretimi

ÇORUM
Yazılıkaya, Hattusaş, Alacahöyük Ören Yeri, Çorum Leblebisi ve Saat Kulesi

DENİZLİ
Pamukkale Travertenleri, Hierapolis Antik Kenti, Buldan Bezi, Havlu ve Bornoz Üretimi, Güney Şelalesi, Karahayıt Kaplıcaları, Kızıldere Jeotermal Kaynağı , Denizli Horozu

DİYARBAKIR
Diyarbakır Karpuzu, Malabadi Köprüsü, Diyarbakır Surları, Ergani Bakırı, Behrampaşa Camii, Delilo Halkoyunu, Deliller Hanı, Diyarbakır Sokakları, (Küçeler) Hilar Kayalıkları, Çermik Kaplıcası, Meryem Ana Kilisesi, Sarı Saltık Türbesi

DÜZCE
Samandere, Güzeldere, Aydınpınar, Sarıyayla, Saklıkent ve Aktaş Şelaleleri,Fakıllı, Sarıkaya ve Aksu Mağaraları, Akçakoca Turizm Merkezi, Efteni Gölü ve Kaplıcası, Konuralp Müzesi, Sakarca, Topuk, Kardüz, Odayeri , Torkul Yaylaları

EDİRNE
Selimiye Camii, Rüstempaşa Kervansarayı, Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Ayçiçeği-Pirinç ve Beyaz Peynir Üretimi, Uzunköprü.

ELAZIĞ
Harput Kalesi ve Şehri, Keban Baraj Gölü, Hazar Gölü, Buzluk Mağarası, Çaydaçıra Halkoyunu, Ağın Kaplıcası

ERZİNCAN
Girlevik Şelalesi, Ekşisu Kaplıcası, Tulum Peyniri, Bakır İşlemeciliği, Aygır Gölü, Buz Mağaraları, Eğinin (Kemaliye) folklörü

ERZURUM
Palandöken Kayak Merkezi, Çifte Minareli Medrese, Tortum Şelalesi, Oltu Taşı, Aziziye Tabyaları, Üç Kümbetler, Çağ Kebabı, Tepsi Minare (Saat Kulesi), Erzurum Kalesi, Rüstem Paşa Bedesteni (Taşhan), Erzurum Kongresi Binası, Çobandede Köprüsü, Narman Peribacaları, Yakutiye Medresesi, Lalapaşa Camii, Yusuf Ziya Paşa Köşkü, Kadayıf Dolması, Cirit Oyunu, Atatürk Evi, Arkeoloji Müzesi, Öşvank Kilisesi, Pasinler Kaplıcaları (Hasankale), Pasinler Kaplıcaları, İspir Kalesi, Elmalı ve Yıldızkaya Mağaraları, Sırakonaklar,

ESKİŞEHİR
Lületaşı, Porsuk Çayı, Midas Tapınağı, Anadolu Üniversitesi, Yunus Emre Türbesi, Tarihi Odun Pazarı Evleri, Yazılıkaya Frig Vadisi (Midas Kenti), Uyuz, Çifteler ve Yarıkçı Hamamları, Çatacık Ormanları ve Mesire Yeri, Eti Bisküvileri, İnönü Planör Kampı, Sivrihisar Ermeni Kilisesi

GAZİANTEP
Antepfıstığı, Antep Baklavası, Zeugma-Karkamış-Yesemek Antik Kentleri, İplik Sanayi, Karpuzatan ve Dülükbaba Mesire Yerleri, Antep Mutfağı

GİRESUN
Giresun Kalesi, Fındık Üretimi, Hayırsız Ada, Şebinkarahisar Kalesi, Kümbet, Bektaş, Gölyanı, Kulakkaya ve Sisdağı Yaylaları, Aksu Şenlikleri, Pınarlar Şelalesi Aygır Gölü, Giresun Kalesi, Gedikkaya

GÜMÜŞHANE
Tomara ve Torul Şelaleleri, Satara Antik Kenti, Kuşburnu Çayı ve Marmeladı, İmera Manastırı ve Gümüşhane Evleri

HAKKARİ
Cilo ve Sat Dağları, Buzul Gölleri, Zap Suyu, Ters Lale (Ağlayan Lale), Şemdinli Balı, Sümbül Dağı, Hakkari Kilimleri

HATAY
Antakya Mozaik Müzesi, Harbiye Mesire Yeri, Arsuz Plajları, İskenderun Demir-Çelik Fabrikaları, Soğukoluk Mesire Yeri, Künefe Tatlısı, Sen Piyer Kilisesi, Erzin Kaplıcaları

IĞDIR
Pamuk Üretimi

ISPARTA
Kovada Gölü Milli Parkı, Isparta Gülü, El Dokuması Isparta Halıları, Eğirdir ve Gölcük Gölleri, Isparta Elması,Yazılı Kanyon Milli Parkı, Pınargözü Mağarası, Davraz Dağı Kayak Merkezi

İSTANBUL
Topkapı Sarayı, Sultanahmet ve Süleymaniye Camileri, Yerebatan Sarnıcı, Kapalıçarşı, Mısırçarşısı, İstiklal Caddesi, Dolmabahçe ve Çırağan Sarayları, Yıldız-Gülhane - Emirgan Parkları, Çamlıca Tepesi, Prens Adaları, Rumeli Hisarı, Haliç Piyerloti, Kız Kulesi, İstanbul Boğazı, Minyatürk, İstanbul Surları, Galata Kulesi, Sultanahmet Meydanı, Aya İrini Müzesi, Eyüp Sultan Camii, Boğaz Köprüleri, Bozdoğan Kemeri, Fener Rum Patrikhanesi

İZMİR
İzmir Saat Kulesi, Kadife Kale, Meryem Ana Evi, Kültürpark, Efes-Bergama Antik Kentleri, Balçova Kaplıcaları, Kemeraltı Çarşısı, Çamaltı Tuzlası ve Kuş Cenneti, Çeşme Kalesi, Kordon Boyu, Asansör, Kızlar Ağası Hanı, Birgi Çakırağa Konağı, İzmir Köfte, Lokma ve Kemalpaşa Tatlıları, Foça, Çeşme, Seferihisar, Selçuk, Alaçatı Turizm Merkezleri, Çeşme ve Şifne Kaplıcaları, Ödemiş Gölcük Krater Gölü, Bozdağ Kayak Merkezi

KAHRAMANMARAŞ
Maraş Dondurması, Döngel Mağaraları, Afşin-Elbistan Termik Santrali, Maraş Kalesi

KARABÜK
Safranbolu Evleri, Safranbolu Lokumu, Demir-Çelik Fabrikası

KARAMAN
Hatuniye Medresesi, Yerköprü Şelalesi, Karaman Koyunu, Türkiyenin Bisküvi Üretim Merkezi, Karaman Elması

KARS
Kars Kalesi, Ani Harabeleri, Sarıkamış Kayak Merkezi, Kaşar Peyniri

KASTAMONU
Cehennem Deresi Kanyonu, Ilgarini Mağarası, Tosya Pirinci, Taşköprü Sarımsağı, Ilgaz Dağı Milli Parkı, Kır Pidesi, Kürenin bakırı

KAYSERİ
Erciyes Dağı Kayak Merkezi, Kayseri Pastırması, Bünyan Halısı, Sultansazlığı Kuş Cenneti, Kapuzbaşı Şelaleleri, Gesi Bağları, Talas Kenti, Gevher Nesibe Tıp Merkezi

KIRIKKALE
Silah Fabrikaları, Petrol Rafinerisi

KIRKLARELİ
Dupnisa Mağarası, Alpullu Şeker Fabrikası, Hamitabat Doğalgaz Santrali, Dereköy-İğneada-Kıyıköy-Kastro gibi Sayfiye Yerleri

KIRŞEHİR
Ahi Evran Türbesi, Hirfanlı Baraj Gölü, Seyfe Gölü, Petlas Lastik Fabrikası, Cacabey Medresesi, Mucur Yeraltı Şehri

KİLİS
Kilis Yorganları

KOCAELİ (İZMİT)
Pişmaniye, Değirmendere Fındığı, Hannibal’ın Mezarı, Petrokimya ve Otomotiv Sanayi, Osman Hamdi Bey Müzesi, Eski Hisar Kalesi, Saat Kulesi, Hereke Halısı, Kandıra Yoğurdu, Abdülazizin Av Köşkü, Kaiser Wilhelm Köşkü, Ballıkayalar Vadisi ve Beşkayalar Tabiat Parkları, Darıca Kuş Cenneti, Maşukiye, Kartepe ve Kuzu Yaylası, Çoban Mustafa Paşa Külliyesi

KONYA
Mevlana Türbesi, Alaeddin Tepesi ve Camii, Karatay Medresesi, Çatalhöyük Antik Kenti, Akşehir Nasrettin Hoca Şenlikleri, Balatini Mağarası, Ilgın Kaplıcaları

KÜTAHYA
Porselen ve Çini İmalatı, Başkomutanlık Milli Parkı, Kütahya Kalesi, Aizanoi Antik Kenti, Tunçbilek-Seyitömer Linyitleri, Tavşanlı Leblebisi, Simav ve Gördes Halıları, Harlek, Yoncalı, Simav - Eynal kaplıcaları, Kossuth Müzesi (Macar Evi), Borsa Binası, Frig Vadisi, Kütahya Kalesi, Çinili Cami, Evliya Çelebi Anıtı, Dumlupınar Şehitliği, Germiyan Sokağındaki Kütahya Evleri

MALATYA
Malatya Kayısısı, Günpınar Şelalesi, Pınarbaşı Mesire Yeri, Aslantepe Antik Kenti, Karakaya Barajı, Somuncu Baba Camii ve Balık Gölü, Sürgü (Takaz) Mesire Yeri, Arapgir Meydan Köprüsü, Battalgazi Kervansarayı, Sultansuyu Harası, Darende Kudret Hamamı

MANİSA
Sard Antik Kenti, Mesir Macunu, Spil Dağı Milli Parkı, Üzüm ve Tütün Üretimi, Soma’nın Linyiti, Ağlayan Kaya (Nyobe) Muradiye ve Ulu Cami Külliyeleri, Vestel Fabrikaları

MARDİN
Deyrul-Zafaran Manastırı, Mardin Kalesi, Taş Evleri, Telkari Gümüş İşlemeciliği, Dara Harabeleri ve Zinciriye Medresesi

MERSİN (İÇEL)
Kız Kalesi, Cennet ve Cehennem Obrukları, Silifke Yoğurdu, Anamur Muzu, Turunçgil ve Seracılık Üretimi, Göksu Nehri, Sertavul Geçidi, Tarsus Şelalesi, Çamlıyayla (Namrun)

MUĞLA
Bodrum, Marmaris, Datça, Fethiye, Dalyan, Göcek Gibi Turizm Merkezleri, Kelebekler Vadisi, Bodrum Kalesi, Beyaz Bodrum Evleri, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Saklıkent Kanyonu, Ölü Deniz, Çamur Banyosu, İztuzu Plajı, Sedir Adası, Knidos-Letoon-Kaunos-Labranda-Keramos Antik Kentleri, Milas Halıları, Halikarnas Balıkçısı, Marmaris Çam Balı, Sığla Ağacı ve Yağı

MUŞ
Muş Ovası, Malazgirt Anıtı, Gaz Gölü

NEVŞEHİR
Peribacaları, Derin Kuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri, Hacı Bektaşi Veli Türbesi, Üzüm Bağları ve Şarabı, Patates Üretimi, Testi Kebabı, Avanos’un Çanak Çömlek İşçiliği, Göreme Açık Hava Müzesi

NİĞDE
Saat Kulesi, Aladağlar, Bolkar Dağları, Türkiye’nin Elma ve Patates Deposu, Kuşkayası Mezarlığı, Çiftehan Kaplıcaları

ORDU
Türkiye’nin Fındık ve Bal Deposu, Boz Tepe, Çamlık Mesire Yeri, Yason Burnu, Yason Kilisesi, Keyfalan, Perşembe, Kesalan, Çambaşı, Korgan, Çukuralan Yaylaları, Paşaoğlu Konağı (Etnografya Müzesi), Osman Paşa Şadırvanı, Kurul Kayası Mesire Yeri, Taşbaşı Kültür Merkezi, Kaşdere, Kapılı, Kurşunçal, Pösküden Şelaleleri, Dikenlice Kaya Mezarları, Hoynat Adası, Ünye Kalesi, asarkaya Parkı, Fatsa Sarmaşık Kaplıcaları,

OSMANİYE
Toprakkale Kalesi, Hemite Kalesi, Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi, Karaçay ve Şarlak Şelaleleri, Zorkun Yaylası, Haruniye Kaplıcası, Yerfıstığı Üretimi

RİZE
Çay Bahçeleri, Kaçkar Dağları, Ayder ve Çamlıhemşin Yaylaları, Anzer Balı, Zilkale ve Buzul Gölleri, Elevit Şelalesi, Palovit Yaylası, Fırtına Deresi Vadisi, Rize Kalesi, Rize Bezi, Ayder Kaplıcası

SAKARYA
Sapanca, Acarlar ve Poyrazlar Gölleri, Akyazı Kuzuluk Kaplıcaları, Taraklı Kil Hamamı Kaplıcaları, Sakarya Nehri, Patates ve Soğan Üretimi, Justians Köprüsü (Beşköprü), Taraklı Evleri, Karagöl, Soğucak ve Çiğdem Yaylaları, Abaza Peyniri, Çark Mesire Yeri, Sait Faik Abasıyanık, Serdivan, Sülüklügöl,

SAMSUN
Tütün Üretimi, Çarşamba ve Bafra Delta Ovaları, Havza ve Ladik Kaplıcaları, Atatürk Anıtı, Bafra Pidesi

SİİRT
Veysel Karani Türbesi, Büryan Kebabı, Perde Pilavı, Saat Kulesi, Siirt Yünlü Battaniyeleri, Derzin Kalesi, Billoris Kaplıcası, Jirkan Kilimi

SİNOP
Sinop Kalesi, Boyabat Pirinci, İnceburun (Türkiye’nin En Kuzey Noktası), Ayancık Kerestesi, Erfelek Tatlıca Şelaleleri, İnaltı Mağarası, Akgöl, Sinop Hapishanesi, Keten Üretimi

SİVAS
Buruciye Medresesi, Gök Medrese, Kangal Çoban Köpeği, Kangal Balıklı Kaplıcası, Divriği’nin Demiri, Pir Sultan Abdal ve Aşık Veysel, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifa, Çifte Minareli Medrese, Sızır Şelalesi (Gemerek),Tödürge Gölü (Zara)

ŞANLIURFA
Urfa Kalesi, Urfa Sıra Geceleri, Halil-ül Rahman Gölü (Balıklı Göl), Harran Harabeleri, Ceylanpınar Üretme Çiftliği, Çiğ Köftesi, Kelaynak Kuşları, Halfeti Evleri, Pamuk Üretimi, Hz.Eyüp Mağarası, Şuayip Şehri ve Mağarası

ŞIRNAK
Cudi Dağı, Kasrik Boğazı, Habur Sınır Kapısı, Mem-u Zin Türbesi

TEKİRDAĞ
Şarköy Üzümü ve Şarabı, Tekirdağ Rakısı, Ayçiçeği, Tekirdağ Köftesi, Rakoçzi Müzesi, Rüstempaşa Camii

TOKAT
Tütün Üretimi, Niksar Ayvaz Suyu, Almus Baraj Gölü, Ballıca Mağarası, Topçam Yaylası, Zinav Gölü, Gök Medrese, Tokat Çemeni, Sulu Saray (Sebastapolis) Tokat Kebabı, Yazma Üretimi, Taşhan, Latifoğlu Konağı, Hıdırlık (Yeşilırmak) Köprüsü, Tokat Kalesi, Tokat Saat Kulesi, zile ve Niksar Kaleleri, mahperi hatun Kervansarayı, Pazar Ocaklı Şelalesi, Sulusaray ve Reşadiye Kaplıcaları,

TRABZON
Sümela Manastırı, Atatürk Köşkü, Uzungöl, Zağanospaşa Köprüsü, Hamsiköy Sütlacı, Kadırga Yaylası, Trabzon Bileziği, Akçaabat Köftesi, Boztepe, Beton Helva ve Vakfıkebir Odun Ekmeği, Ayasofya Müzesi, Horon, Kisarna (Bengisu) Madensuyu, Çaykara Sultan Murat Yaylası, Kızlar Manastırı, Trabzon Kalesi, Santa Maria Kilisesi, kaymaklı Manastırı, Vakıf Han, Sekiz Direkli Hamam, Memişağa Konağı, Nemlizade Konağı, Akçaabat Orta Mahalle (Ev Mimarisi), kemençe, Sis Dağı Yaylası, Sera Heyelan Gölü, Çalköy Mağarası

TUNCELİ
Munzur Vadisi Milli Parkı, Düzgün Baba Dağı, Bağın Ilıcası, Munzur Gözeleri, Tek dişli Munzur Sarımsağı

UŞAK
Deri, Kilim ve Battaniye Sanayii, Şeker Fabrikası (Türkiye’deki İlk Şeker Fabrikası), Akse Çamlığı, Hamam Boğazı Şifalı Suları

VAN
Van Kedisi, Akdamar Adası, Van Gölü, Hoşap Kalesi, Muradiye ve Bendimahi Şelaleleri

YALOVA
Termal Kaplıcaları, Armutlu Kapıcaları, Atatürk Köşkü Müzesi

YOZGAT
Saat Kulesi, Yozgat Çamlığı Ulusal Parkı, Kerkenez Harabeleri (Keykavus Kalesi), Akdağ Ormanları

ZONGULDAK
Taşkömürü (Karaelmas), Cehennemağzı, Gökgöl ve İnağzı Mağaraları

Türkiye'deki İllerin İsimlerinin Anlamları


ADAPAZARI: Bu ilimize Adapazarlılar kasaca Ada der. Çünkü Sakarya ve Çark suyu arasında yer alan şehir, tıpkı bir adayı andırır. “Pazar sözüne gelince: Burası onyedinci yüzyılda yörenin Pazar yeriydi. İşte, Adapazarı bu iki sözcüğün “Ada” ve “Pazar” sözcüklerinin birleşmesinden oluştu. Adapazarı, Sakarya ilimizin merkezidir..

AFYONKARAHİSAR: Afyon türkülerinde sık sık “Hisar” sözcüğü geçer. “Hisarın bedenleri çevirin gidenleri” Bu hisar sözcüğünün Afyon türkülerinde sık sık yinelenmesi nedensiz değildir. Eski adı Akroenos olan şehri Selçuklular uzun süren bir kuşatmadan sonra ele geçirdiler. “Hisar” kuşatma anlamına gelir. Acılarla elde edilen yere “Karahisar” dediler ve orada, kara taşlardan bir kale kurdular. Onaltıncı yüzyılda bölgede afyon yetiştirlmeye başlayınca, Karahisar’ın başına bir de Afyon eklendi ve şehir “Afyonkarahisar” adını aldı.

AĞRI: İsmi sınırları içindeki “Ararat” dağından alır. Çok eski çağlarda yeryüzü korkunç bir su baskınınına uğradı.(Nuh Tufanı) Nuh peygamber bütün canılardan bir çifti alarak bir gemiye bindirdi. Gemi Cudi (İslam kaynaklarına göre) (Hristiyan kaynaklarına göre de Ararat – Ağrı) dağına kondu. Ararat, önce aran sonra da Ağrı adını aldı.

AKSARAY: Selçuklu Sultanı İzzettin Kılıçarslan, şehirde cami, medrese, kümbetler ve büyük ve beyaz bir saray yaptırdı. Şelir “Aksaray” adını işte bu beyaz saraydan aldı.

AMASYA: Amasya şehrini tarihçi Strabon’a göre Amazon karalı Amasis kurdu ve ona Amasis kenti anlamına gelen “Amasesia” ismini verdi.

ANKARA: İslam kaynaklarında Ankara’nın adı Enguru olarak geçer. Kimilerine göre Ankara sözü Farsça “Üzüm” anlamına gelen Engür’den, ya da Yunanca’da Koruk anlamına gelen”Aguirada’dan türemiştir. Bazılarına Hint-Avrupa dillerindeki “Eğmek” anlamına gelen Ank ya da Sankskritçe de; “Kıvrıntı”,, anlamına gelen ankaba’dan veya Latince’den çengel anlamına gelen uncus’dan türediği ileri sürülmektedir. Frig dilinde Ank “engebeli, karışık arazi anlamına gelir.” Şehrin diğer isimleri; Ankyra, Ankura, Ankuria, Angur, Engürlü, Engürüye, Angare, Angera, Ancora, Ancora ve son olarak Ankara şeklini almıştır.

ANTAKYA: MÖ 300 yıllarında Makedonya Kralı Seleukoz bu yörede Antakya’yı kurdu ve şehre babasının ismi olan Antiokhia adını verdi. Zamanla büyüyen kent, başkent halini aldı.

ANTALYA: MÖ ll.ci yüzyılda Bergama karalı Attalos ll tarafından kuruldu. Şehir önceleri ismini kurucusundan aldı ve Attaleia adıyla anıldı. Daha sonra bu isim Adalia, Antalia ve en son Antalya şekline dönüştü.

ARTVİN: İskitler tarafından kuruldu. Artvin sözü iskitçe’dir.

AYDIN: İlk olarak Argoslar tarafından kuruldu. Anadolu beylerinden Aydınoğlu Mehmet bey’den aldı. Aydın, Mehmet beyin babasının ismidir.

BALIKESİR: Şehrin adının eski hisar anlamına gelen Paleokastio’dan türediği sanılmaktadır. Halk arasında dolaşan bir söylentiye göre de balı çok anlamına gelir. Çünkü Kesir Arapça’da çok anlamına gelmektedir

BAYBURT: Eldeki kaynaklara göre kasabanın ortaçağdaki adı “Paypert” ya da “Pepert” idi. Bayburt adı buradan gelmektedir.

BİLECİK: Bizanslılar döneminde burada Bilekoma adlı bir kale vardı. Osman bey burayı alınca bu adı Bilecik olarak adını verdi.

BİNGÖL: Buradaki bir çok göllerden dolayı bu isim kendisine verildi.

BİTLİS: Kimi tarihçilere göre, “Bageş” ya da “Pagiş” sözcüklerinden türemiştir. Kimilerine göre de Büyük İskender’in komutanı “Lis” ya da “Badlis” burada bir kale kurmuş. Bitlis sözcüğü bu komutanın isminden kaynaklanıyormuş.

BOLU: Önceleri Bithynion Romalılar döneminde ise Claudiopolis adı verildi. Türkler burayı alınca Claudiopolis sözcüğünü kısaltıp sadece polis dediler. Daha sonra bu da halk dilinde değişerek Bolu oldu.

BURDUR: Eski adı Askaniya’dır. İsmini yanında kurulmuş olduğu Burdur gölünden alır.

BURSA: Eski çağlardaki Bitinya bölgesinin başkentidir. Buraya kurucusu Bitinya kralı Prusias’ın adı verildi. (MÖ:ll.yüzyıl)

Çanakkale: Marmara ve Ege denizlerini birleştiren Boğaz’daki şehir ve kasabaların en büyüğü ve il merkezidir. Boğazın doğu kıyısında ve en dar yerinde kurulmuştur. Burada denizini şekli tıpkı bir çanağı andırır. Bugünkü ismini buradan alır.

Çankırı: İlkçağda “Gangra” kalesinin eteğinde kuruldu. İsmini Gangra kalesinden alan Çankırı’ya yakın zamana kadar Çangırı ve Çenğiri deniliyordu.

Çorum: Rivayete göre Çoğurum kelimesinden türetilmiştir. Bu da bölgede zamanında Rumların çoğunluğu oluşturmasından kaynaklanmaktadır.

Denizli: Deniz-ili kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. İl eski Türkçe’de ülke, memleket anlamına gelir. Yani deniz memleketi denilir.Bir diğer rivayete göre de kelimenin aslı domuz-ili'dir. Bu da bölgede domuz çokluğundan kaynaklanmaktadır.

Diyarbakır: Bakır ülkesi anlamına gelmektedir. Bu ismin kaynağı Diyar-ı Bekir’dir. Bekir’in memleketi anlamına gelir. Bunun nedeni de Bekir b. Va’il adlı Arap göçebe boyunun buraya yrleşmiş olmasından kaynaklanır. Diyarbakır’ın eski adı Amid veya Amed’dir. Gelen veya bizim anlamına gelir. Dede Korkut kitabında Amid’e Hamid de denilmiştir.

Edirne: Romalılar döneminde imparator Hadrianus tarafından kurulduğu için şehir “Hadrianopolis” dını alır. Hadrianus’un şehri anlamına gelen bu sözcük, sonradan değşimlere uğrayarak Edirne halini aldı.

Elazığ: 1834 yılında Mezra denilen yerde kuruldu.1862 yılında buraya o sıradaki padişah Abdülaziz’in onuruna “Mamuretülaziz” adı verildi. Bu ismi uzun bulan halk onu Elaziz olarak kısalttı. 1937 yılında Elazığ’a çevrildi.

Erzincan: Erzincan ovasından adını alır. Ezirgan diye halk tarafından söylenir. Buranın eski adı Eriza’dır.

Erzurum: Ardı Rum kelimesinden gelir. Yani Rum toprağı demektir. Diğer bir rivayete göre de Selçuklular buraya Erzen-Rum demişlerdir. Erzen darı demektir. Şehir o zamanlar bir tahıl ambarı olarak kullanılmıştır.

Eskişehir: Eski adı Doylaion’dur. 1080 yılında Türkler burayı ele geçirdi. 1175 yılında burasını Bizans geri aldı. Kılıçarslan bu şehri daha sonra geri alınca, ona “Bizim eski Şehrimiz” anlamına gelen Eski Şehir adını verdi.

Gaziantep: Şehrin eski adı Ayıntab’dır. Kelime anlamı, pınarın gözü demektir. Halk bunu Antep olarak değiştirmiştir. Halk Kurtuluş savaşında Fransızlara karşı başarılı bir savaş verince 6 Şubat 1921’de çıkartılan bir yasayla Gazi ünvanı verildi.

Gümüşhane: Burada daha önceleri gümüş madenleri olduğundan, bu şehre Gümüşhane denilmiştir

İstanbul: MÖ. 658 yılında Megara kralı Byzas tarafından kurulduğundan bu şehre kurucusundan dolayı Bizantion adı verilmiştir. Roma imparatoru Marcus Avrelius döneminde imparatorun manevi babasının adıyla “Antion” olarak anıldı. Bizans İmparatoru Konstantin bu şehri yeniden kurunca buraya kendi adını verdi. Şehre “Konstantin veya Konstanpolis” adı verildi. Araplar “Kostantiniye, Romalılar Konstantinopolis” demişlerdir. Daha sonra bu ismin kısaltılmış şekli olan “Stin-polis” deyimi kullanıldı. İşte İstanbul bu “Stin-Polis” şehrinden türetildi. Türkler burayı alınca Müslüman şehir anlamında “İslambol” adını verdiler. Fakat daha sonra İstanbul olarak değiştirildi.

İzmir: Şehrin asıl adı “Smyrna”dır. İzmir kelimesi smyrna’nın halk arasındaki kullanış şeklidir. Homeros destanlarında bu kent ismini Kıbrıs Kralı Kinyras’ın kızı Smyra’dan alır ve tanrıça Artemis İzmirli’dir. Kimi kaynaklara göre de, İzmir şehrini ilk kuran Hititler değil, Amazonlar’dır. (Hititler de buraya Navlühun adını vermişlerdir.

Kahramanmaraş: Asıl adı Markasi’dir. Halk dilinde Maraş olarak değişmiştir. Kurtuluş savaşında Fransızlara karşı şehirlerini kahramanca savunduklarından meclis tarafından ll Şubat 1922’de kahraman ünvanı verildi.

Karaman: İlk ismi Laranda’dır. Selçuklu ve Osmanlılarda ki ismi Larende idi. Karamanoğullarının başkenti olduğundan buraya daha sonra Karaman adı verildi.

Kars: MÖ: 130-127 yılında buraya yerleşen Karsak oymağından dolayı şehre kars adı verilmiştir. Kars kelimesinin anlamı ise deve ya da koyun yününden yapılan elbise veya şal kuşağı anlamına gelir.

Kastamonu: Şehrin eski adı “Tumana”dır. Buraya daha sonra Gas-Gas isimli bir kavim yerleşti. İşte Kastamonu Gas ve Tuman’ın birleşmesinden meydana gelmiştir.

Kayseri: Romalılar Mazaka adlı şehri alınca buraya Kaysarea adını verdiler. Yani İmparator şehri anlamına gelir. Daha sonra Kayseri olarak halk arasında yayıldı

Kırşehir: Kır ve Şehir kelimesinin birleşmesinden oluşmuştur.

Kocaeli: Orhan gazi döneminde bu bölgeyi feth eden Akçakoca isimli komutandan dolayı buraya Kocaeli denildi.

Konya: İsa’dan önce 47-50 ve 53 yıllarında Hıristiyan azizlerinden St. Paul burayı ziyaret etti ve şehir önemli bir dinsel merkez olarak gelişti. Bu nedenle Hıristiyanlar ona, “İsa’nın tasviri” anlamına gelen “ikonyum” adını verdiler. Abbasiler burayı alınca “Kuniye’ye” çevirdiler. Türkler bu ismi Konya olarak değiştirdi.

Kütahya: Frigler buraya “Katyasiyum veya Katiation” adını vermişlerdir. Daha sonra yöre halkı buraya Kütahya demiştir

Malatya: Hititler döneminde buranın adı “Meliddu”dur. Halk tarafından Malatya olarak değişmiştir.

Manisa: Yunanca Magnesya’dan gelmiştir. Türkler burayı alınca Manisa olarak şehrin ismini değiştirdiler.

Mardin: Mardin adı Süryanice’de Marde’den geldiği rivayet edilir. Romalılar “Maride” Araplar ise “Mardin” adını vermişlerdir. Diğer bir rivayet göre ise Mer-din yani erkek, yiğit –görmek kelimesinden geldiği söylenmiştir.

Muğla: Eski adı “Mobolla”’dır. Türkler buraya daha sonra Muğla demişlerdir.

Muş: Bir rivayete göre süryanice’deki suyu bol anlamına glene Muşa’dan diğer bir rivayete göre ise Şehrin kurucusu “Muşet’den gelmiştir

Nevşehir: Onsekizinci yüzyıla kadar şehir bir köydü ve adı “Muşkara” idi. Daha sonra Nevşehirli Damat İbrahim Paşa köyünü geliştirdi ve yeni şehir anlamında Nevşehir adını verdi.

Niğde: İlkçağda bölgede Nagdoslular adlı bir kavim yaşadığından bu şehre isimlerini vermişler. Arap kaynakları şehre “Nekide veya Nikde” demişlerdir. Halk ise şehre Niğde adını vermiştir.

Ordu: Eski adı “Kotyora”dır. Halk tarafından bu isim değişikliğe uğramıştır.

Rize: Kafkas kökenli bir kelime olduğu sanılmaktadır.

Sakarya: Adını sınırları içinden geçen Sakarya nehrinden alır

Samsun: Eski adı “Amisos”dur. Samsun ismi bu kelimenin halk arasından değiştirilmesidir.

Siirt: Siirt adının Keldani aslından geldiği ve şehir anlamına geldiği söylenir. Diğer bir ravayete göre ise Sert kelimesinin bozulmuş şeklidir.

Sivas: Adının nereden geldiği konusunda her hangi bir kayda rastlanmamıştır.

Tekirdağ: Adını, kıyı boyunca uzanan Tekirdağlarından almıştır.

Tokat: Eski adı “Komana Pontika”idi. Tokat adının Pontika adının halk arasından değişmiş şeklidir.

Trabzon: “Trapezus” sözcüğünden gelir. Anlamı dörtköşe’dir.

Tunceli: Burada bazı maden yataklarının bulunmasından dolayı şehre Tunceli adı verilmiştir. Yani tunçülkesi demektir.

Urfa: Eski adı “Orhoe veya Orhai”dir. Dah sonra Araplar tarafından “R”ya çevrilmiştir. Bir diğer rivayete göre ise gelmekte olup R yani güneş demektir. Şehir Babil hükümdarı Ramis-Nemrut tarafından kuruldu.

Uşak: Çocuk veya genç adının halk dilinden söylenişidir. Bazı rivayetlere göre ise uşak (ayınla söylenişi) kelimesinin aşık kelimesinden geldiği söylenmiştir.

Van: Van’ı Asur kraliçesi Semiramis kurdu. Bundan dolayı şehre “Şahmirankent” adı verildi. Daha sonra Persler döneminde buraya Van adında bir vali geldi ve şehri bayındır hale getirdiğinden şehre onun adı verildi.